1- ONA SIK SIK SÖZ HAKKI VERİN
2- KENDİNİ VE DUYGULARINI ''NE DÜŞÜNÜYORSUN , NASIL HİSSEDİYORSUN'' GİBİ SÖZLERLE ANLAMAYA ÇALIŞIN
3- O KONUŞURKEN ONUN YÜZÜNE BAKIN VE CİDDİYE ALINDIĞINI HİSSETTİRİN
4- ONUN FİKİRLERİNE DEĞER VERDİĞİNİZİ HİSSETTİRİN
5- ONUN OLUMLU DAVRANIŞLARINI KESİNLİKLE TAKDİR EDİN
6- YAŞINA UYGUN GÖREVLER VERİN
7- VERİLEN GÖREVLERDEN SONRA BAŞARISINI TAKDİR EDİN
8- ONUN İÇİN ZAMAN AYIRIN
9- ONUN İLE DEĞİŞİK KONULARDA SOHBET ETME ORTAMI OLUŞTURUN
10- ONUN KORKU VE ENDİŞELERİNE SAYGI DUYUN
11- AŞIRI ELEŞTİRİCİ OLMAKTAN VE YARGILAYICI DAVRANMAKTAN KAÇININ
12- HATALI DAVRANIŞLARINI KONUŞARAK UYARIN VE ONA DOĞRU OLANI ANLATIN
13- BAŞKALARI YANINDA ONU KÜÇÜK DÜŞÜRMEYİN
14- ONUN BAŞARISIZLIKLARINI BÜYÜTMEYİN
15- BAŞKALARI İLE ONU KIYASLAMAYIN
16- KABİLİYETLERİNİ FARKEDİN VE TEŞVİK EDİN
17- ONU SOSYAL ORTAMLARDA BULUNMAYA CESARETLENDİRİN
18- TOPLULUK İÇERİSİNDE SÖZ ALMASINI TEŞVİK EDİN
19- ONU ÇOCUK OLARAK GÖRMEYİP , VARLIĞINI ÖNEMSEYİN
20- YAŞINA UYGUN OYUN FAALİYETLERİNİ DESTEKLEYİN
21- ONU SIK SIK SEVDİĞİNİZİ SÖYLEYİN
22- ONUN İÇİN ÖNEMLİ OLAN ŞEYLERE SİZDE ÖNEM VERİN
23- ONUN ÖNEMLİ GÜNLERİNİ UNUTMAYIN
24- AİLE İÇİN VAZGEÇİLMEZ BİR KİŞİ OLDUĞUNUN ALTINI ÇİZİN
25- ONUN YERİNE YAPMASI GEREKEN ŞEYLERİ SİZ YAPMAYIN
26- ONUN AİLE İÇİ BAĞLARININ KUVVETLENMESİNİ SAĞLAYIN
27- OLAYLARI HEP OLUMSUZ DEĞERLENDİRMEYİN
28- ONUN OKUL HAYATINA VE EĞİTİMİNE ÖNEM VERİN
29- SADECE ONUN İÇİN AYIRDIĞINIZ ZAMANLAR OLSUN
30- ONUNLA BERABER SOSYAL AKTİVİTELERDE BULUNUN
31- YANLIŞ VE UYGUNSUZ CEZALANDIRMADAN KAÇININ
32- ONDAN BEKLENTİLERİNİZ ÇOK AŞIRI OLMASIN
33- ONUN FARKLI VE GELİŞMEKTE OLAN KİŞİLİK YAPISI OLDUĞUNU UNUTMAYIN
34- ONUN İÇİN MUTLU VE HUZURLU BİR AİLE ORTAMI SAĞLAYIN
13 Mart 2009 Cuma
5 Mart 2009 Perşembe
MERAKLISINA ;)
SOYTARI BALIĞI
Soytarı balığı deyip geçmeyin!Deniz şakayıkı denen deniz canlıları ile yardımlaşarak yaşayan bu canlılar canlarının çektiği bir besini, dişlerine göre biraz fazla büyük bulurlarsa, deniz şakayıklarına götürerek yardım isterler. Dostları da bu besinleri kendileri için ufak parçalara ayırır. Sonra mı? Sonra deniz şakayıklarının bu yardımsever davranışını ödüllendiren soytarı balığı da deniz şakayıklarının üzerlerini temizleyerek onlara minnetleri gösterirler. Böylece yaradılışlarının gereği olan yardımlaşma özellikleriyle de biz insanlara örnek olurlar.
ÇAM AĞAÇLARINDAKİ MÜkEMMEL YARATILIŞ
Kışın çetin şartlarına karşı insanlar, giyim kuşamlarından, yiyeceklerine, oradan barınaklarına varıncaya kadar çeşitli önlemler alıyorlar. Evlerinin çatılarını kardan çökmemesi için koni şeklinde tasarlıyorlar. Bu eğim sayesinde çatılarının çökmesini engellemiş oluyorlar. Pekiii! Ya çam ağaçları! Onlar insanlar gibi düşünme kabiliyetinde olmadıkları hâlde bu mükemmel şekle nasıl sahip olabiliyorlar?
HEMŞİRE YUNUSLAR
Hepimizin dünyaya geliş yolculuğunda bizi karşılayan bir ev sahibi, bir ebesi vardır. İnsanları anladık ama ya yunuslar! Onlarda da dünyaya gelen yavru yunusu karşılayan ev sahipleri var: ebe yunuslar. Doğum yaparken anne yunusun etrafını saran ebe hemşireler, anneyi ve yavrusunu köpek balıklarından korurlar. Doğan yavrunun akciğer solunumu yaptığından bile habersiz olan yunuslar, yaratıcılarının yönlendirmesiyle bebeği alıp su yüzeyine çıkartırlar. Hemşire yunusların yardımıyla ilk nefeslerini alan yavru yunuslar, artık okyanuslarda afacanlık etmeye hazırdırlar.
PAMUK PRENSES VE ELMASI
Şöyle kıpkırmızı parlak bir elma gördüğümüzde, kötü kalpli cadının yufka yürekli pamuk prensese verdiği şu zehirli elma gelir çoğumuzun aklına. Oysaki elma, öldürmek bir yana ömür katar ömrümüze.Bizi bizden daha iyi bilen rabbimiz elmanın içine kanımızın yapımında kullanılan demirin ve C vitamininin korunmasını sağlayan meyve asitlerini yerleştirmiştir.Ya içerdiği karbonat! Sindirim zorluğu çeken veya mide rahatsızlığı olan insanlar için özel üretilmiş bir ilaçtır adeta.
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ ?
Timsahların 90-100 yıl kadar yaşayabilen çeşitleri olduğunu ve sindirim için taş yuttuklarınıKöpeklerin burunlarında koku algılamayı sağlayan bölgenin, insanlarınkinden 12 kat daha büyük olduğunu Aslanların ortalama 15-20 yıl kadar yaşadıklarını, yavrularının 3 kilo doğduğunu ve gözlerini 2 hafta açamadıklarını Bir yabani hindi türünün 120 gr ağırlığındaki yumurtasının deve kuşu yumurtası ile aynı büyüklüğe sahip olduğunu.
Soytarı balığı deyip geçmeyin!Deniz şakayıkı denen deniz canlıları ile yardımlaşarak yaşayan bu canlılar canlarının çektiği bir besini, dişlerine göre biraz fazla büyük bulurlarsa, deniz şakayıklarına götürerek yardım isterler. Dostları da bu besinleri kendileri için ufak parçalara ayırır. Sonra mı? Sonra deniz şakayıklarının bu yardımsever davranışını ödüllendiren soytarı balığı da deniz şakayıklarının üzerlerini temizleyerek onlara minnetleri gösterirler. Böylece yaradılışlarının gereği olan yardımlaşma özellikleriyle de biz insanlara örnek olurlar.
ÇAM AĞAÇLARINDAKİ MÜkEMMEL YARATILIŞ
Kışın çetin şartlarına karşı insanlar, giyim kuşamlarından, yiyeceklerine, oradan barınaklarına varıncaya kadar çeşitli önlemler alıyorlar. Evlerinin çatılarını kardan çökmemesi için koni şeklinde tasarlıyorlar. Bu eğim sayesinde çatılarının çökmesini engellemiş oluyorlar. Pekiii! Ya çam ağaçları! Onlar insanlar gibi düşünme kabiliyetinde olmadıkları hâlde bu mükemmel şekle nasıl sahip olabiliyorlar?
HEMŞİRE YUNUSLAR
Hepimizin dünyaya geliş yolculuğunda bizi karşılayan bir ev sahibi, bir ebesi vardır. İnsanları anladık ama ya yunuslar! Onlarda da dünyaya gelen yavru yunusu karşılayan ev sahipleri var: ebe yunuslar. Doğum yaparken anne yunusun etrafını saran ebe hemşireler, anneyi ve yavrusunu köpek balıklarından korurlar. Doğan yavrunun akciğer solunumu yaptığından bile habersiz olan yunuslar, yaratıcılarının yönlendirmesiyle bebeği alıp su yüzeyine çıkartırlar. Hemşire yunusların yardımıyla ilk nefeslerini alan yavru yunuslar, artık okyanuslarda afacanlık etmeye hazırdırlar.
PAMUK PRENSES VE ELMASI
Şöyle kıpkırmızı parlak bir elma gördüğümüzde, kötü kalpli cadının yufka yürekli pamuk prensese verdiği şu zehirli elma gelir çoğumuzun aklına. Oysaki elma, öldürmek bir yana ömür katar ömrümüze.Bizi bizden daha iyi bilen rabbimiz elmanın içine kanımızın yapımında kullanılan demirin ve C vitamininin korunmasını sağlayan meyve asitlerini yerleştirmiştir.Ya içerdiği karbonat! Sindirim zorluğu çeken veya mide rahatsızlığı olan insanlar için özel üretilmiş bir ilaçtır adeta.
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ ?
Timsahların 90-100 yıl kadar yaşayabilen çeşitleri olduğunu ve sindirim için taş yuttuklarınıKöpeklerin burunlarında koku algılamayı sağlayan bölgenin, insanlarınkinden 12 kat daha büyük olduğunu Aslanların ortalama 15-20 yıl kadar yaşadıklarını, yavrularının 3 kilo doğduğunu ve gözlerini 2 hafta açamadıklarını Bir yabani hindi türünün 120 gr ağırlığındaki yumurtasının deve kuşu yumurtası ile aynı büyüklüğe sahip olduğunu.
3 Mart 2009 Salı
küçük bir kız çocuğuyum :)
BU ÜLKENİN OKULLARINDA...

Bu ülkenin okullarında çok şey öğrendim
Eklembacaklıları bile!
Solon’un kanunları için kaç gecemi feda ettim
Ve kilolarca kitabın seneler süren hamallığı
Hesapta eğittiler bizi ama eğemediler…
Yıllar geçti çok şeyin hesabını yaptım inceden inceye
Sinüsler, polinomlar hiç işime yaramadı.
Ben bir şeyler arıyorudum, gerçeği arıyordum.
Gerçek “O”ndan ibaretti, “O”nu öğretmediler.
Sonra.. bir aydınlık..
Bindörtyüz küsür sene evvel.
Buldum, gerçek sevgilinin sevgilisi..
Birden bir cesaret, dedimki kendime
“O’nun çektiği sıkıntının bir zerresine katlansak
Dünya dize gelir..”
Ve sonra.. Ya Allah, bismillah..
O'nun sevdasına tutunup çıktık meydana..
Biz kaç asırdır hep galip başlamışız mücadeleye
Şuurumuzun hakim edasından korkmuşlar meğer
~~~
O'nu öğretmediler
insanların efendisinden bahsetmediler hiç
bu ülkenin okullarında..
ama öğrendim!...
Eklembacaklıları bile!
Solon’un kanunları için kaç gecemi feda ettim
Ve kilolarca kitabın seneler süren hamallığı
Hesapta eğittiler bizi ama eğemediler…
Yıllar geçti çok şeyin hesabını yaptım inceden inceye
Sinüsler, polinomlar hiç işime yaramadı.
Ben bir şeyler arıyorudum, gerçeği arıyordum.
Gerçek “O”ndan ibaretti, “O”nu öğretmediler.
Sonra.. bir aydınlık..
Bindörtyüz küsür sene evvel.
Buldum, gerçek sevgilinin sevgilisi..
Birden bir cesaret, dedimki kendime
“O’nun çektiği sıkıntının bir zerresine katlansak
Dünya dize gelir..”
Ve sonra.. Ya Allah, bismillah..
O'nun sevdasına tutunup çıktık meydana..
Biz kaç asırdır hep galip başlamışız mücadeleye
Şuurumuzun hakim edasından korkmuşlar meğer
~~~
O'nu öğretmediler
insanların efendisinden bahsetmediler hiç
bu ülkenin okullarında..
ama öğrendim!...
(gülale)
Baba Cennetin Orta Kapısıdır
Bir alış-veriş esnasında; "Bu zamanda babana bile güvenmeyeceksin!" ifadesini bir gencin dilinden duyunca neye uğradığımı şaşırdım… Ne oluyoruz dedim… Bırakın 'babaya güvenmeme' konusunu, babanın dostlarına bile saygı göstermeyi 'yapılacak en üstün iyilik' olarak ifade eden Peygamberimiz (s.a.v.) babanın ne kadar kıymetli olduğunu ise şu hadisiyle bize bildirmektedir: “Allah'ın rızası babanın rızasından geçer. Allah'ın memnuniyetsizliği de babanın memnuniyetsizliğinden geçer.” (Tirmizi)Hatta diğer bir rivayette ise; "Baba cennetin orta kapısıdır. Dilersen bu kapıyı terk et, dilersen muhafaza et." (Tirmizi) buyurarak konunun ciddiyetini bizlere hatırlatmaktadır.
Peki, bir baba ile çocuğu arasında neden bir güvensizlik oluşabilir ki? Aslında cevaplandırılması gereken soru bu…
Toplum genelinde babalara yüklenen sorumluluklara baktığımız zaman ailenin maddi ihtiyaçlarını karşılamak, ailenin birliğinden ve beraberliğinden sorumlu olmak olarak görülmüştür. Anneler ise çocuk bakımından ve ev idaresinden sorumlu tutulmuştur. Ancak değişen hayat koşullarımız gerek annelerin gerek babaların sorumluluklarını hem genişletmiş hem de bir ölçüde değiştirmiştir.
Babanın çocuğun hayatında sadece korkulan ve akşam gelince gün içinde yaptıklarından dolayı azar işiteceği bir figür olması yerine, çocuğun aile içinde ve dışında yaşadığı sıkıntıları paylaşabileceği, karşılaştığı sorunlarla ilgili çözüm önerilerini korkmadan sorabileceği, yardımını ve desteğini koşulsuz hissettiği bir ebeveyn olması çocuğun özgüvenini geliştirir. Sadece eleştiren veya cezalandıran, korkulan bir baba figürü, çocuğun babadan onay ve kabul görmeden büyümesine ve babayı ulaşılamayacak kadar mükemmel ve uzak ya da güvensiz ve kötü olarak görmesine, genel anlamda ise kendinde yetersizlik ve beceriksizlik duygusu geliştirerek yetişkin hayatına da yansımasına neden olur.
Baba ile çocuk arasındaki paylaşımın artması araştırmalara göre hem çocuğun gelişimini hem de babanın benlik kavramını ve kendine güvenini olumlu etkiler. Bu paylaşım babaların çocuklarına karşı daha gerçekçi ve yapay olmayan tutumlar benimsemelerine ve daha sevecen olmalarına neden olur.
Ayrıca babanın çocuğun duygu ve düşüncelerini etkin paylaşımı çocuğun analitik düşünce yapısını, zekâsını, sözel becerisini ve akademik başarısını da olumlu etkiler. Bunun yanında çocuk daha çok içsel odaklı kontrol geliştirir, daha olgun ve bağımsız davranışlar gösterir. Özellikle erkek çocuklar için cinsel kimlik modeli yani erkek olurken örnek alacağı kişi ile paylaşım içinde olmak çocuğun kendini dış dünya ile ilişkilerinde örneğin diğer erkek arkadaşlarının yanında daha korunaklı ve güvende hissetmesine yardımcı olmaktadır.
Kız olsun, erkek olsun her iki cinste de, kendine güven ve sosyal ortamda kendini rahatça ifade edebilme gücü, baba ile kurulan güzel bir ilişkide yatar.
Özellikle ebeveynlerin, kendi üzerine düşen vazifeleri birbirine karıştırması ve yerine getirmemesi, aile içi iletişime büyük zararlar vermektedir.
Çocuğun hayatında annenin ve babanın rolü farklıdır. Hiçbir anne, bir babanın ve hiçbir baba bir annenin rolünü taşıyabilecek güçte ve donanımda değildir. Her anne ve her baba sınırı içinde çocuğun benlik algısını ve özgüvenini oluşturmasına destek verir.
Çocukların benlik algısı ve özgüven gelişiminde babadan gelen geri bildirimlerin yapıcı ya da yıkıcı etkileri olabilir. Benlik algısı; kişinin kendi değeri hakkındaki düşünceleri, hayatın ilk yıllarından itibaren öncelikle aileden alınan, gelişen, sosyal çevre tarafından da desteklenen geri bildirimler ile oluşur. Ailesi tarafından değer gören, kabul edilen, sevilen bir çocuk, kendisinin değerli, önemli ve sevilebilen bir birey olduğuna inanır, böylece olumlu bir benlik algısı geliştirir. Babaların bu noktada da rolü oldukça kritiktir. Babalar, çocuğun dış dünya ile kurdukları ilişkide köprü rolü üstlenirler. Babanın onayı, kabulü, çocuğa dış dünya tarafından da kabul edildiği, beğenildiği mesajını verir.
Ebeveynlerden birinin diğerine göre güçlü veya baskın olması, ev içindeki iletişim kadar çocuğun kişilik gelişimini de olumsuz etkiler. Annelerin, çocuklar ile ilgili düzenlemeler ve sorumluluklar noktasında fazla rol aldığı durumlarda baba, uzakta kalan ebeveyn olarak algılanır. Özellikle anne ya da babanın “Çocukla hiç ilgilenmiyorsun, sen nasıl babasın/annesin, bir gün diğer babalar/anneler gibi çocukla ilgilenmedin” gibi ifadeleri çocukların ebeveynlerinden daha fazla uzaklaşmasına ve kim kastedilmişse çocuğun gözünden daha da düşmesine neden olmaktadır. Çocuk anne ya da babasından uzaklaştıkça da ailesine karşı bir güvensizlik geliştirir.
Disiplin, sadece olumsuz davranışlara engel olmak için ceza vermek değil; kişinin kendi davranışlarının yarattığı sonuçların farkına da varmasıdır. Bu nedenle ev içinde, eşinizle tutarlı yaklaşımlarda bulunmanız, olumsuz davranışlar söz konusu olduğunda, bu durumu çocuğunuza uygun bir dille anlatmanız, istediğiniz davranışları, olumlu geri bildirim yoluyla pekiştirmeniz, uygun disiplin yaklaşımlarının temelini oluşturur. Baba olarak rolünüz, akşam eve gelince şikâyet edilecek otorite figürü, anne olarak rolünüz de babayı değersizleştirmek olmamalıdır. Çocuğunuzu dinleyip, uygun ve doğru davranışları öğretir, olumlu davranışlarını çekinmeden (aman şimdi aferin dersek şımarır diye düşünmeden) pekiştirirseniz çocuğunuzla aranızdaki ilişki çok daha verimli olur.
Çocuğunuzdan ise güvensizlik ifadesi değil dua alırsınız; “Ey Rabbim! Onların beni küçükken sevgi ve şefkatle besleyip büyüttükleri gibi, Sen de onlara merhamet eyle!” (İsra; 24)
Esan Gül
:::tavsiye ettiklerim:::

KİTABIN ÖZETİ
“Çocuğun ilk altı yılı” bireyin gelişiminin temel taşlarını oluşturması, temel bilgi ve becerilerinin bu erken gelişim döneminde kazanılması nedeniyle büyük önem taşır.
Kişiliğin oluşumu yönünden de önem taşıyan ilk 72 ayda çocuk, kendisine uyarıcı bir çevre sunan, SEVGİ gösteren ve SAĞLIKLI GELİŞİMİNİ sağlayan anne-babaya ihtiyaç duyar.
O-6 Yaş arası, çocuk gelişiminin hızla yönlendiği kritik yıllardır. Bu erken gelişim yıllarında temeli atılan beden gelişimi, psiko-sosyal gelişim ve kişilik yapısının, ileri yaşlarda yön değiştirmekten çok aynı yönde gelişme şansı daha yüksektir. Çocuk gelişiminin kendine özgü dinamikleri olduğu, her gelişim evresinin büyük oranda daha önceki evreler tarafından belirlendiği bir gerçektir. Araştırmalar çocukluk yıllarında kazanılan davranışların yetişkinlikte, bireyin kişilik yapısını, tavır, alışkanlık, inanç ve değer yargılarını büyük ölçüde biçimlendirdiğini ortaya koymaktadır.
DOĞUM:Çalışmalar gebelik sırasında kaygı ve zorlanma içinde olan annelerden doğan çocukların, 2,5 yıl sonra gözlendiğinde, toplumsal ilişkilerde çekingen olduklarını, oyunlara katılma isteği göstermediklerini, tehlikeler karşısında diğer çocuklardan daha çok kaygı gösterdiklerini ortaya koymaktadır.
YENİ DOĞAN (0-1 AY)Yeni doğanın davranışları çok sınırlıdır. Bu ilk davranışlar ilkel olmalarına rağmen gelişimin temelini oluştururlar. Bebek doğduğu andan itibaren yüksek bir öğrenme potansiyeline sahip olmakla birlikte yapabildikleri öğrendiklerine oranla azdır. Yeni doğan görme alanı içindeki (15-25 cm.) parlak cisimleri fark eder. İnsan yüzlerini inceleyebilir. Gördükleri 2-4 ncü aya kadar net değildir. Yeni doğan iletişimini ağlayarak yapar. Ağlama repertuarı ihtiyaca bağlı olarak oldukça geniştir.
Fiziksel durum: Yeni doğan bebek beklenilenden oldukça değişik bir görünüme sahip olacaktır. Tahminlerden daha küçük ve narin olabilir. Kafasının biçimi tuhaf gelmemelidir. Cildi verniks denilen bir yağ tabakası ile kaplıdır. Ayrıca sistemleri henüz tam olarak çalışmadığı için derisinde benekler, morluklar ve renk değişiklikleri olabilir. Bunların hepsi normaldir ve bu tip şeyler 2 haftalık olduktan sonra geçer. Burada önemli olan bebeğin özellikle anne sesini duyduğu zaman sakinleştiği ve huzur bulduğudur.
1 NCİ AY:Yattığı yerden başını 1-2 saniyelik bir süre için kaldırabilir. İnsan ve özellikle anne yüzüne odaklanabilir. Şiddetli seslere bedensel olarak tepki verir. Ağlama dışında bazı sesler çıkartabilir (cıvıldama). Gülümsemeye gülümseme ile karşılık verir.
3 NCÜ AY:Yakın mesafede bulunan hareketli nesneleri takip edebilir. Yüksek sesle gülebilir. Ellerini bir araya getirebilir. Başını dik tutabilir. Bir yöne doğru yuvarlanabilir. Kısacası etrafındaki nesnelerle veya insanlarla kendi çapında iletişime geçebilir.
6 NCI AY:Başını vücudu ile aynı hizada tutabilir. Ünlü ve ünsüz harf bileşimlerinden oluşan kelimeler çıkarabilir. Birine veya bir şeye tutunarak ayakta durabilir. Kendisini besleyebilir. Ellerini rahatça kullanır.
9 NCU AY:Mizah duygusuna sahip olmakta ve ebeveynlerini güldürmekten haz duymaktadır.
12 NCİ AY:Yürüyebilir ve rahatlıkla iletişime geçebilir. Öğrenme isteği daha da kuvvetlenmiştir.
Bebekler çevresindekilerle ağlayarak iletişime geçerler. Ağlama repertuarları çok geniştir. İhtiyaca cevap verilmezse ağlama şiddeti artar. Bir bebeğin ağlamasına neden olabilecek yedi durum şunlardır:http://www.kitap.kalemguzeli.net/
1. Hastalık
2. Pişikler
3. Kolik: Düzenli olarak günün belli bir saatinde yoğun ve yatıştırılamayan ağlamalarla beliren bir durumdur. Genellikle öğleden sonra veya akşamları ortaya çıkar. Kolik bebeğe zarar vermez fakat doktora başvurulmalıdır.
4. Bulunduğu ortam
5. Hoşlanmadığı şeyler: Giyindirilmesi veya soyundurulması, göz veya kulağına burun damlatılması, banyo olması gibi rahatsız edici durumlar bebeğin ağlamasına sebep olur. Ayrıca yedinci aydan sonra bebek anne veya babasını yanında görmediği zamanda tedirgin olup ağlayabilir.
6. Ebeveynin ruh hali: Akılda bulundurulması gereken en önemli husustur. Her bebek ebeveynin ruh halini anlayabilir ve buna bağlı olarak huzursuz olabilir. Sinirli hareket, tavır veya seslerden kaçınılmalıdır.
7. Aşırı ilgi: Bebeğin kucaktan kucağa dolaştırılması, aşırı sıkılarak sevilmesi, aç değilken üstelenerek beslenmesi, gereksiz yere altının değiştirilmesi, ağlarken bebeğe sinirli bir şekilde bağırılması bebeği kızdırır veya tedirgin eder.
Kitapta asıl belirtilmek istenen anne ve baba olmanın kurallarına uyulduğu sürece, ne kadar kolay bir yetiştirme ve büyütme evresi geçirebileceğimizdir. Her ne kadar bir bebek için iletişim bize göre “agu gugu” gibi şeyler ifade etse de aslında bir bebeğin dünyası, iletişim kabiliyeti bizim kendileri hakkında bildiklerimizden çok daha geniştir. En önemlisi onların da olurunu alarak, güvenlerini kazanarak bu dünyaya girebilmek ve onları doğrulara motive etmektir.
BİR ANNENİN MEKTUBU: ÇOCUĞUMUN KAHRAMANI KİM?

Teknoloji çağında yaşıyoruz. Yakın bir geçmişe kadar medyanın ya da doğrudan televizyonun hem yetişkinler hem de çocuklar üzerindeki etkileriyle baş etmeye çalışırken, şimdilerde neredeyse herbirimizin kolayca erişiminde olan bilgisayarların hayatımızı ne şekilde etkilediği üzerinde kafa yoruyoruz. Çocuklarımız her gün gerek televizyon gerekse de bilgisayar aracılığı ile insanüstü varlıklar ya da sihirli güçlerle donatılmış insan modelleri ile muhatap olmakta. Onların sergiledikleri davranış şekilleri çocuklarımızın zihinlerine yer etmekte ve buna paralel olarak da davranışları değişmektedir. Ve yaşantılarının ileriki yıllarında, tercih yapmak durumunda kaldıklarında çocukluk evrelerinde büyük ölçüde etkilendikleri şeyler onlara eşlik etmektedir.Bir anne olarak beni en çok rahatsız eden unsurlardan biri, çocukların özellikle çizgi filmler ve bilgisayar oyunları aracılığıyla dayatma altına alındığı “güç” ve onun nasıl kullanıldığı konusudur. Hiç yorulmadan, terlemeden saatlerce oynadıkları tekno oyuncakların teması “yok etme”dir. Güç, kuvvet, liderlik, asalet gibi özellikler insanların büyük çoğunluğunun sahip olmayı arzu ettiği özelliklerdir. Öyle ya, aile içersinde bile bir güç hiyerarşisi yok mudur? Anne-babalar çocukları için birer güç simgesidir ve kendini güvensiz hissettikleri anlardaki tek sığınaklarıdır. Çocuklarımızın arkadaşları ile oyun oynarken bile birbirleri üzerinde güç kurmaya çalıştıklarını gözlemleriz. Kimi çocuklar bunda daha başarılıdırlar ve oyunun lideri olurlar.
Çocuklar güçlü olanı ya da güçlü olmayı severler. Bu elbette doğaldır. Ama burada önemli olan çocukların güç-güçlü olmak mefhumu ile özdeşleştirdikleri kahramanları kimlerdir? Ve nasıl kahraman olmuşlardır? Öldürerek mi kahraman olmuşlardır? Yok ederek mi?
O halde burada bize görevler düşüyor sanırım. İnancımızdan, kültürümüzden, tarihimizden örnek aldığımız şahıslar neden birer kahraman olmasın? Neden çocuklarımızın kahramanları olmasın.Çocuk yaşta, hayatı pahasına peygamberimizin yatağına yatıp da müşrikleri bekleyen minik Ali, neden çocuklarımızın kahramanı olmasın?
Ya da naklettiği Hadislerle biz inananlara nasıl güzel davranacağımızı öğreten Hz. Ayşe, neden çocuklarımızın kahraman olmasın?
Çanakkale’de vatanımızı savunan gençler neden çocuklarımızın kahraman olmasın?
Bizlere çok büyük sorumluluklar düşüyor. Kahramanlarımız kimler, bilmemiz gerekiyor.
Zeynep Çakmak
Çocuklar güçlü olanı ya da güçlü olmayı severler. Bu elbette doğaldır. Ama burada önemli olan çocukların güç-güçlü olmak mefhumu ile özdeşleştirdikleri kahramanları kimlerdir? Ve nasıl kahraman olmuşlardır? Öldürerek mi kahraman olmuşlardır? Yok ederek mi?
O halde burada bize görevler düşüyor sanırım. İnancımızdan, kültürümüzden, tarihimizden örnek aldığımız şahıslar neden birer kahraman olmasın? Neden çocuklarımızın kahramanları olmasın.Çocuk yaşta, hayatı pahasına peygamberimizin yatağına yatıp da müşrikleri bekleyen minik Ali, neden çocuklarımızın kahramanı olmasın?
Ya da naklettiği Hadislerle biz inananlara nasıl güzel davranacağımızı öğreten Hz. Ayşe, neden çocuklarımızın kahraman olmasın?
Çanakkale’de vatanımızı savunan gençler neden çocuklarımızın kahraman olmasın?
Bizlere çok büyük sorumluluklar düşüyor. Kahramanlarımız kimler, bilmemiz gerekiyor.
Zeynep Çakmak
2 Mart 2009 Pazartesi
27 Şubat 2009 Cuma
...BALON...
nefsime, kendime, arzularıma yenik düşmeyeyim!
bir dua yükseliyor ruhumdan o'nabana anı yaşamayı öğret rabbim;
ta ki, o anın kıymetini bileyim!
her acıyı, belayı kabullenme yeteneği ver ki allah'ım;
hayatın tadına varabileyim...
sabrı ve dayanma gücünü ver yüce yaratıcım,
başka bir şeyden korkmayayım...
seni sonsusz sevdir bana allah'ım
ta ki herkesi ve herşeyi seveyim ben de
ve ey tüm güç ve irade elinde olan rabbim;
ruhuma irade ve güç ver ki;
nefsime, kendime, arzularıma yenik düşmeyeyim!
...talha bora öge...
ALLAH AZZE… ŞEHİT GAZZE…
Tam kırk yıldır Filistinli oldukları için öldürülüyorlar. Çok ölüyorlar. Daha çok ölüyorlar. En çok ölüyorlar…
Tam kırk yıldır yaşıyorum. Filistin’de olmadığım için yaşıyorum. Çok yaşıyorum. Daha çok yaşıyorum. En çok yaşıyorum.
Tam kırk yıldır okula giden çocukları vuruluyor ince boyunlarından Filistin’in. Allah,evet şahdamarından da yakındır kullarına. Şahdamarı kopuk olsa da evet, Allah ile beraberler Filistinli çocuklar, Hayat Bilgisi Dersi’nin çıkışında… Onlar, Hayat Bilgisini, Ölüm Bilgisiyle beraber hıfzediyorlar, daha doğmadan, analarının karnında…
Havaya bir “ra” harfi çiziyorum. Bir sandal gibi, kıyısına yanaşmış cennetin, içinden Filistinli çocuklar, kuşlarıyla, zeytin yapraklarıyla birbir iniyorlar Aden Şehrine… “Ra” bir yay gibi,kavis gibi, Cebrail Meleğin kanadı gibi, Ref-ref gibi, sırtına alıveriyor Gazzeli çocukları, esfele safilin’den, meleklerin arasına taşıyor onları. “Ra”: Rahman’ın “ra”sı. Rahim’in ”ra”sı…
Havaya bir “nun” harfi çiziyorum sonra. Tam noktasını koyacakken Gazze’den ateş haberleri düşüyor, birer napalm bombası hızıyla: Okullar, hastaneler, ana okulları, üniversite, kreşler, evler, bahçeler, yerle bir edilmiş, ölü sayısı 500’ü aştı diyorlar… Tam noktasını koyacakken “nun”un, boğazdan aşağı geçemeyen bir kiraz şerbeti gibi yakıyor ciğerlerimi işittiklerim. Kiraz renginde küçük çocuk ölülerine, kiraz saçlı avuçlarıyla tabut taşıyan anneleri karışıyor.
Filistin: Gelincik tarlası ümmetin! “Nun”un noktasını koyamadığım, koskoca dünyada bir yere yerleştiremediğim, eğreti bir kan çanağına dönüyor.
Bugün günlerden nedir diye soruyorum takvimlere? Kerbela günleridir diyor olmayan takvimlerin olmayan arka sırtları kana batmış kederle… Bin değil, 6 bin kere severim ben Hüseyin’i diyorum.. Sonra da kareli bir hesap defterinin her bir kutusuna, hiç de kendimi yakıştıramadan, ama imanım gibi biliyorum Hüseyin’in yanında olduğuma dair antlar içerek. Kendime kahrederek… Ne Filistin’e, ne Kerbela’ya… Yar olamadan… Yetişemeden ellerim. Ben işte böyle, tam kırk yıldır, havaya harfler çizerek, Mescid-i Aksa’nın Bahçesini, uzaktan özleyerek, onun her vuruluşunda alnımdan bir kere daha vurularak, büyüyorum…
Allah Azze… Billah Gazze…
Katillerin resmi geçidi başlıyor sonra televizyon ekranlarında. Utanmadan “siviller ölmedi” diyorlar, utanmadan “ama”larıyla başlayan uzun ve kirli cümelelerini kuran çocuk cellatlarına bakmak bile iğrendiriyor ruhumu… Ashab-ı Uhdud’u ateşe veren zalim kralın kıssası, 2008’in sonunda, tekrardan yazılıyor. Gazze, ateşe veriliyor. Gazze, ateşler içinde bir semender misali, Allah’a olan vaadinden dönmüyor, aşka rumuz oluyor. Ah! Gazze diyorum içim yanarak, hiçbir sevgilisi cihanın, senin kadar sevilmedi…
Sonra da havaya bir “elif” harfi çiziyorum. “Elif”; kainatı, tam ortadan ikiye bölüyor, bir tevhid ekseni gibi, bir ok gibi, itiraz gibi, iyilikleri kötülüklerden ayırır gibi, Zülkarneyn’in miğferi gibi, parlak ve koruyucu… Yerle göğün arasını tutup açmış, uzun boylu bir cennet ağacı gibi, altı günde yaratılmış yerlerin ve göklerin adını ezbere okuyor, okuyor aynı “elif” … Sonra da tutup Gazze’yi kucağına alıyor. Kanadı kırık bir kuşu, kundağında kanayan bir yavruyu tutar gibi, Gazze’nin gözlerinden öpüyor… Gazze, sanki İsa’yı işitmiş gibi, öldüğü yerden doğruluyor. Ardından yeminleri yetişiyor Rahman’ın:
Tam kırk yıldır yaşıyorum. Filistin’de olmadığım için yaşıyorum. Çok yaşıyorum. Daha çok yaşıyorum. En çok yaşıyorum.
Tam kırk yıldır okula giden çocukları vuruluyor ince boyunlarından Filistin’in. Allah,evet şahdamarından da yakındır kullarına. Şahdamarı kopuk olsa da evet, Allah ile beraberler Filistinli çocuklar, Hayat Bilgisi Dersi’nin çıkışında… Onlar, Hayat Bilgisini, Ölüm Bilgisiyle beraber hıfzediyorlar, daha doğmadan, analarının karnında…
Havaya bir “ra” harfi çiziyorum. Bir sandal gibi, kıyısına yanaşmış cennetin, içinden Filistinli çocuklar, kuşlarıyla, zeytin yapraklarıyla birbir iniyorlar Aden Şehrine… “Ra” bir yay gibi,kavis gibi, Cebrail Meleğin kanadı gibi, Ref-ref gibi, sırtına alıveriyor Gazzeli çocukları, esfele safilin’den, meleklerin arasına taşıyor onları. “Ra”: Rahman’ın “ra”sı. Rahim’in ”ra”sı…
Havaya bir “nun” harfi çiziyorum sonra. Tam noktasını koyacakken Gazze’den ateş haberleri düşüyor, birer napalm bombası hızıyla: Okullar, hastaneler, ana okulları, üniversite, kreşler, evler, bahçeler, yerle bir edilmiş, ölü sayısı 500’ü aştı diyorlar… Tam noktasını koyacakken “nun”un, boğazdan aşağı geçemeyen bir kiraz şerbeti gibi yakıyor ciğerlerimi işittiklerim. Kiraz renginde küçük çocuk ölülerine, kiraz saçlı avuçlarıyla tabut taşıyan anneleri karışıyor.
Filistin: Gelincik tarlası ümmetin! “Nun”un noktasını koyamadığım, koskoca dünyada bir yere yerleştiremediğim, eğreti bir kan çanağına dönüyor.
Bugün günlerden nedir diye soruyorum takvimlere? Kerbela günleridir diyor olmayan takvimlerin olmayan arka sırtları kana batmış kederle… Bin değil, 6 bin kere severim ben Hüseyin’i diyorum.. Sonra da kareli bir hesap defterinin her bir kutusuna, hiç de kendimi yakıştıramadan, ama imanım gibi biliyorum Hüseyin’in yanında olduğuma dair antlar içerek. Kendime kahrederek… Ne Filistin’e, ne Kerbela’ya… Yar olamadan… Yetişemeden ellerim. Ben işte böyle, tam kırk yıldır, havaya harfler çizerek, Mescid-i Aksa’nın Bahçesini, uzaktan özleyerek, onun her vuruluşunda alnımdan bir kere daha vurularak, büyüyorum…
Allah Azze… Billah Gazze…
Katillerin resmi geçidi başlıyor sonra televizyon ekranlarında. Utanmadan “siviller ölmedi” diyorlar, utanmadan “ama”larıyla başlayan uzun ve kirli cümelelerini kuran çocuk cellatlarına bakmak bile iğrendiriyor ruhumu… Ashab-ı Uhdud’u ateşe veren zalim kralın kıssası, 2008’in sonunda, tekrardan yazılıyor. Gazze, ateşe veriliyor. Gazze, ateşler içinde bir semender misali, Allah’a olan vaadinden dönmüyor, aşka rumuz oluyor. Ah! Gazze diyorum içim yanarak, hiçbir sevgilisi cihanın, senin kadar sevilmedi…
Sonra da havaya bir “elif” harfi çiziyorum. “Elif”; kainatı, tam ortadan ikiye bölüyor, bir tevhid ekseni gibi, bir ok gibi, itiraz gibi, iyilikleri kötülüklerden ayırır gibi, Zülkarneyn’in miğferi gibi, parlak ve koruyucu… Yerle göğün arasını tutup açmış, uzun boylu bir cennet ağacı gibi, altı günde yaratılmış yerlerin ve göklerin adını ezbere okuyor, okuyor aynı “elif” … Sonra da tutup Gazze’yi kucağına alıyor. Kanadı kırık bir kuşu, kundağında kanayan bir yavruyu tutar gibi, Gazze’nin gözlerinden öpüyor… Gazze, sanki İsa’yı işitmiş gibi, öldüğü yerden doğruluyor. Ardından yeminleri yetişiyor Rahman’ın:
İncir’e…
Zeytin’e…
Sina Dağı’na…
Kuşluk Vaktine…
Ve sükuna erdiğinde geceye…
Yemin ederim ki Rabbin seni bırakmadı!
~ Sibel Eraslan
Zeytin’e…
Sina Dağı’na…
Kuşluk Vaktine…
Ve sükuna erdiğinde geceye…
Yemin ederim ki Rabbin seni bırakmadı!
~ Sibel Eraslan
VAKİT CUMA

Sultan III. Murat Han bir gün sabah namazını kaçırmış.Üzüntüsünden Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan'ı yazmış.
……..
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
……..
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
……..
Ey gözlerimiz, Ey ruh pencerelerimiz,
……..
Ey gözlerimiz, Ey ruh pencerelerimiz,
Sultan Murad ki, böyle seslenmiş gözlerimize
Biz de seslenelim sizlere
Uykumuzu atalım üzerimizden
Rahmete açalım gözlerimizi sıyrılıp gafletten..
Sultan Murad gibi bilelim hakikati,
Bilelim gideceğimiz yeri ve duâmız olsun bizim de,
Resulün sancağı dibinde haşrolmak..!
Uyanın hey, gözlerimiz..
Uyanın ki bu uyku pek ağır..
Uyanın ki, yol uzun..
Yük ağır..
~ ~ ~
Vakt-i şerif, Cuma, ahir ve akibet hayrola efendim…
~ ~ ~
Vakt-i şerif, Cuma, ahir ve akibet hayrola efendim…
25 Şubat 2009 Çarşamba
SİMİT PARASI & CENNET !!!
Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak içinsabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zilçalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Alihazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayetzil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı.Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor,bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.
Öğretmeni, onun bu halini fark etti:
- Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?
Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:
- Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.
- Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?
- Ahmet arkadaşımız var ya...
- Evet, ne olmuş Ahmet'e?
- Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyişeyler koymuyor.
- Eee?
- Ona yardim etmek istiyorum. Ama benim yardim ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, sizde ona verseniz?
Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerinekoydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü.Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumupekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyiniyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Bunarağmen yardim etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesiniistemiyordu.
Nurhan Öğretmen:
- Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuzpekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?
- Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman işbulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.
- Nerede çalışıyorsun?
- Simit satıyorum.
Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydişimdi? Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için birçare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı.Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.
Nurhan Öğretmen, Ali'ye dondu:
- Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
- Çok zengin bir işadamı...
- Niçin?- İnsanlara daha çok yardım etmek için...
- Güzel, dedi Nurhan Öğretmen.
Bak simdi Ali, Ahmet'in ailesinindurumu pekiyi değil, bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil.İstersen acele etme. Çok zengin olduğun zaman insanlara yardimedersin. Olmaz mı?
- Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.
- Neden olmaz?
- Üç sebepten dolayı olmaz.
Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beniinsanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çoksimit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simitsatıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıpgüvercinlere veriyor.
İkincisi: 'Ağaç yas iken eğilir.' deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayıöğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam. Şimdiden iyilik yapmayıp bunuzenginlik günlerime ertelersem, zengin olduğum günlerde de daha zenginolduğum günlere erteler kendimi kandırmış olurum.
Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmakistiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.
Nurhan Öğretmen, karsısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:
- Bu sonuncusunu pekiyi anlayamadım, dedi.
- Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için,ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundanfazlasını veremem. Allah, Cennet'i gücü kadar iyilik edene veriyor.Şimdi gücüm bu olduğuna göre, Cennet'in fiyatı birkaç simit parasıkadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet'egirebilirim. Bundan daha karlı bir yatırım olur mu?
Nurhan Öğretmen'in gözleri dolmuştu. Başını 'Evet' anlamında sallarkenAli'yi evine yolladı.
Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamakiçin masasına döndüğünde Ali'nin bıraktığı paraların masa üstündekaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paralarıeline aldı.
Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın enkıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta buparalar onlardan bile kıymetliydi. Bu paralar, bu bozuk SIMITparaları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmakistemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.
Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarifedilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanakyağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı... Ağladı... Ağladı.
Kendine geldiğinde aksam olmuştu. Yavaş adımlarla sınıftan çıkıpokuldan ayrılırken bekçi Sadık 'Bozuk Simit paraları ile cennetisatın almak, Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak' diyeNurhan öğretmenin sayıkladığını duydu. Bekçinin hayretler içinde, 'Nedediniz hocam?' demesini bile duymayan Nurhan öğretmen, bekçininşaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına karışıvermişti
Hikayeyi beğenmişseniz ve Ali'den utanmışsanız, maddi durumunuz iyideğilse bile, iki tane ekmek alıp bölgenizdeki bir fakirin kapısınabırakın.
Bir okul önünde biraz bekleyip yırtık ayakkabısı olan bir çocuğa ayakkabı alın.Maddi ihtiyacı olan bir akrabanıza yardım edin.Yeter ki boş durmayın!
" Ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir ...
İŞTE TAM DA BU BİLİNÇDE BİR NESLİN YETİŞMESİ AMACINDAYIZ....inşaallah
Öğretmeni, onun bu halini fark etti:
- Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?
Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:
- Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.
- Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?
- Ahmet arkadaşımız var ya...
- Evet, ne olmuş Ahmet'e?
- Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyişeyler koymuyor.
- Eee?
- Ona yardim etmek istiyorum. Ama benim yardim ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, sizde ona verseniz?
Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerinekoydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü.Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumupekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyiniyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Bunarağmen yardim etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesiniistemiyordu.
Nurhan Öğretmen:
- Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuzpekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?
- Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman işbulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.
- Nerede çalışıyorsun?
- Simit satıyorum.
Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydişimdi? Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için birçare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı.Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.
Nurhan Öğretmen, Ali'ye dondu:
- Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
- Çok zengin bir işadamı...
- Niçin?- İnsanlara daha çok yardım etmek için...
- Güzel, dedi Nurhan Öğretmen.
Bak simdi Ali, Ahmet'in ailesinindurumu pekiyi değil, bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil.İstersen acele etme. Çok zengin olduğun zaman insanlara yardimedersin. Olmaz mı?
- Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.
- Neden olmaz?
- Üç sebepten dolayı olmaz.
Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beniinsanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çoksimit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simitsatıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıpgüvercinlere veriyor.
İkincisi: 'Ağaç yas iken eğilir.' deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayıöğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam. Şimdiden iyilik yapmayıp bunuzenginlik günlerime ertelersem, zengin olduğum günlerde de daha zenginolduğum günlere erteler kendimi kandırmış olurum.
Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmakistiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.
Nurhan Öğretmen, karsısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:
- Bu sonuncusunu pekiyi anlayamadım, dedi.
- Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için,ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundanfazlasını veremem. Allah, Cennet'i gücü kadar iyilik edene veriyor.Şimdi gücüm bu olduğuna göre, Cennet'in fiyatı birkaç simit parasıkadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet'egirebilirim. Bundan daha karlı bir yatırım olur mu?
Nurhan Öğretmen'in gözleri dolmuştu. Başını 'Evet' anlamında sallarkenAli'yi evine yolladı.
Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamakiçin masasına döndüğünde Ali'nin bıraktığı paraların masa üstündekaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paralarıeline aldı.
Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın enkıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta buparalar onlardan bile kıymetliydi. Bu paralar, bu bozuk SIMITparaları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmakistemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.
Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarifedilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanakyağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı... Ağladı... Ağladı.
Kendine geldiğinde aksam olmuştu. Yavaş adımlarla sınıftan çıkıpokuldan ayrılırken bekçi Sadık 'Bozuk Simit paraları ile cennetisatın almak, Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak' diyeNurhan öğretmenin sayıkladığını duydu. Bekçinin hayretler içinde, 'Nedediniz hocam?' demesini bile duymayan Nurhan öğretmen, bekçininşaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına karışıvermişti
Hikayeyi beğenmişseniz ve Ali'den utanmışsanız, maddi durumunuz iyideğilse bile, iki tane ekmek alıp bölgenizdeki bir fakirin kapısınabırakın.
Bir okul önünde biraz bekleyip yırtık ayakkabısı olan bir çocuğa ayakkabı alın.Maddi ihtiyacı olan bir akrabanıza yardım edin.Yeter ki boş durmayın!
" Ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir ...
İŞTE TAM DA BU BİLİNÇDE BİR NESLİN YETİŞMESİ AMACINDAYIZ....inşaallah
:::sadaka kuşu:::
sadaka kuşunun zarfına bırakmalarını,bununla ihtiyacı
olan insalara yardım etmenin huzur
ve mutluluğunu tatmalarını ama edindik..
24 Şubat 2009 Salı
EVDE KARAKTER EĞİTİMİ
Evde karakter eğitimi çalışması, 6-11 yaş arası çocuklara yönelik,
yedi-on kişilik gruplar hâlinde evlerde yürütülen bir dinî eğitim programıdır.
EVDE KARAKTER EĞİTİMİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ
I. TANIM MİSYON VE AMAÇLAR
A. TANIMEvde karakter eğitimi çalışması, 6-11 yaş arası çocuklara yönelik, yedi-on kişilik gruplar hâlinde evlerde yürütülen ve altı yıl devam eden aşamalı bir dinî eğitim programıdır. B.MİSYONUMUZKur’ani çizgide Allah rızasını önceleyen, örnekliğini Peygamberden alan, kendine güvenen, özverili, sorumluluğunun bilincinde nesiller yetiştirmek. C. HEDEF VE AMAÇLAR• Çocuğun din eğitimi ihtiyacının karşılaması konusunda veliye yardımcı olmak,
• Çocuklara Allah ve Peygamber sevgisi kazandırmak,
• Çocuklara Kur’an-ı Kerim okumayı öğretmek,
• Çocukların namaz dua ve surelerini ezberlemelerini sağlamak,
• Evleri, dinî eğitimin yapıldığı mekânlar hâline getirmek,
• Dinî değerlerimizi, çocuklara sağlıklı bir atmosferde yaşatarak hissettirebilmek,
• İslami kimlik ve kişiliklerini oluşturmak,
• Çocuklara ailelerin de desteklediği bir arkadaş çevresi oluşturarak onlarla birlikte eğitim imkânı sağlamak,
• İslam’ı çevre baskısıyla değil; kendi iradesiyle eyleme dönüştürmesini sağlamak,
• Hızlı yaşayıp, sonradan durağanlaşmamak için bilgi ve bilinci beraber vermek,
• Çalışmaların daha verimli olabilmesi için aileleri de sürece dahil etmek,
• Çocukların sosyal gelişimlerine katkıda bulunmak,
• Çocuklara ibadet alışkanlığı kazandırmak,
• Vahyin kontrolünde, kendi değerlerine sahip, mutlu, geleceğe umut ve güvenle bakabilen şahsiyetler yetiştirmek,
• Hz. Peygamber’in örnekliğinde çocuklara imanî ve ahlakî değerleri kazandırmak,
• Çocuklara, ahlak, ilmihal, siyer alanlarında asgarî temel dinî bilgileri öğretmek,
• Eğitimciler vasıtasıyla çocuklara güzel örneklikler sunmak.
• Hedefe ulaşabilmek, sürekliliği koruyabilmek, mücadele ruhunu çocuklara aktarabilmek için gerekli donanıma sahip eğitimciler yetiştirebilmek,• İHL’li ve eğitim fırsatları ellerinden alınmış gençlerimize eğitimci vasfı verilerek onlara değer üretebilecekleri bir alan oluşturmak,
II. GÖREV VE SORUMLULUKLAR
A. YÖNETİM KURULU
Bütün çalışmalardan sorumlu mercidir. Yönetim kurulu denetleme yetkilerini kendi kullanabileceği gibi görevlendirme de yapabilir. Başkan, yönetim kurulu adına bütün çalışmalardan sorumlu olan kişidir.
B. EVDE KARAKTER EĞİTİMİ KOORDİNATÖRÜÇalışmanın planlanması, yürütülmesi, denetlenmesi, geliştirilmesi ve sistemleştirilmesinden sorumlu yöneticidir.
Nitelikleri:
İletişim becerilerine sahip olması,
Çalışmayı sürekli geliştirme amaçlı projeler üretebilmesi,
Din eğitimi sahasında tecrübeli olması,
Yeni ve farklı durumlar karşısında inisiyatif kullanabilmesi,
Teknoloji okuryazarı olması,
Otuz yaşını aşmış olması ya da kendisine bağlı çalışanların sağlıklı bir şekilde koordinasyonunu sağlayabilecek olgunluğa sahip olması.
Görevleri:
Öğretici mülakatlarında komisyon başkanlığı yapar.
Öğreticilerin gruplara atamalarını yapar.
Çalışmaları yerlerinde denetlemek üzere öğretici rehberlerini yönlendirir.
Gerektiğinde çalışmayı yerinde görmek ve öğreticilere rehberlik etmek amacıyla yapılan ev ziyaretlerine katılır.
Ayda bir kez öğreticilerle genel toplantı düzenler.
Sene içinde veli toplantıları düzenler ve bu toplantılarda başkanlık yapar.
Veliler ve öğreticilerden gelen problemlere çözüm üretir.
Çalışma sırasında yapılacak her türlü etkinliği organize eder.
Koordinatörlüğe bağlı çalışan diğer görevliler ile periyodik toplantılar düzenleyerek çalışmanın seyrini belirler.
Çalışmayla ilgili her türlü gelir ve giderin tespit ve tasnifini yapar. Malî İşler Koordinatörüne aylık raporlar sunar.
Öğreticilerin oryantasyonunu ve hizmet içi eğitimlerini takip eder.
Öğreticilere kitap, CD vs. malzeme desteği sağlar.
Öğretici raporlarını inceler ve gerektiğinde geri bildirimlerde bulunur. Öğretici raporlarına dayanarak aylık çalışma raporları hazırlar.
Her dönem sonunda yönetim kuruluna çalışma hakkında rapor verir.
Çalışmanın arşivini yapılandırır ve her zaman denetime açık bir şekilde hazır tutar. Çalışmanın tanıtımı ve malî kaynaklarının bulunması için malî işler, dış ilişkiler ve tanıtım koordinatörü ile iş birliği yapar.
C. EVDE KARAKTER EĞİTİMİ KOORDİNATÖR YARDIMCISI
Evde karakter eğitimi koordinatörünün asiste edilmesinden sorumlu olan kişidir. Evde karakter eğitimi koordinatörüne karşı sorumludur.
Nitelikleri:
Teknoloji okuryazarı olması,
İletişim becerilerine sahip olması.
Görevleri:
Kayıt döneminde grup kayıtlarını yapar.
Evde karakter eğitimi çalışması ile ilgili her türlü evrakın tasnif ve takibini yapar.
Evde karakter eğitimi koordinatörünün çalışmayla ilgili verdiği her türlü görevi yerine getirir.
D. ÖĞRETİCİ REHBERİ
Evde karakter eğitimi denetim ziyaretlerini planlayıp yardımcıları ile gerçekleştiren kişidir. Evde karakter eğitimi koordinatörüne karşı sorumludur.
Nitelikleri:
Evde karakter eğitimi veya benzeri çalışmalarda tecrübeli olması,
Dinî ilimler alanında, çalışmanın sağlıklı yürüyüp yürümediğini ölçebilecek kadar birikime sahip olması,
İyi bir gözlemci olması,
Farklı ortamlara intibak sağlayabilmesi ve bu ortamın getirdiği veli-öğretmen-öğrenci iletişim çeşitliliğini yönetebilmesi,
Şehir içi seyahate engel bir durumunun olmaması.
Görevleri:
Haftalık ziyaret planlamasını yapar. Koordinatöre onaylatarak uygular.
Yardımcıları ile birlikte ev ziyaretlerini gerçekleştirir.
Dersi yerinde izlenen öğreticilere, değerlendirme ve rehberlik amaçlı geri bildirimde bulunur. Ev ziyaretleri sonrasında, değerlendirme formlarını (Ziyaret Değerlendirme Formu için bk. Ek-8) doldurur. Grup ve öğretmenlerle ilgili izlenimlerini raporlaştırarak evde karakter eğitimi koordinatörüne iletir.
E. ÖĞRETİCİ REHBERİ YARDIMCISI
Öğretici rehberi ile birlikte denetim ziyaretlerinde bulunan gönüllüdür. Öğretici rehberine karşı sorumludur.
Nitelikleri:
Dinî ilimler alanında, çalışmanın sağlıklı yürüyüp yürümediğini ölçebilecek kadar birikime sahip olması,
İyi bir gözlemci olması,
Farklı ortamlara intibak sağlayabilmesi ve bu ortamın getirdiği veli-öğretmen-öğrenci iletişim çeşitliliğini yönetebilmesi,
Şehir içi seyahate engel bir durumunun olmaması,
B tipi ehliyetinin ve araba kullanma tecrübesinin olması.
Görevleri:
Öğretici rehberi ile birlikte ev ziyaretlerine katılır ve ulaşımı sağlar.
Ev ziyaretleri sonrasında, öğretici rehberine kanaatlerini bildirir ve değerlendirme formlarını doldurur.
F. ÖĞRETİCİ
Kurum tarafından kendisine verilen müfredatı otuz hafta boyunca atandığı grupta uygulayan, grubundaki öğrenci ve velilere karşı derneği temsil eden, grubundaki öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda çalışmayı yürüten kişidir. Evde karakter eğitimi koordinatörüne karşı sorumludur.
Nitelikleri:
İmam hatip lisesi veya ilahiyat fakültesi mezunu olmak ya da bu okullar dengi bir eğitim almış olmak,
Fiziksel ve ruhsal olarak öğretmenliğe engel bir özellik taşımamak.
Görevleri:
Haftada bir gün, üç-dört saat süre ile (40 dakikalık üç ders, birlikte namaz ve ikram süresince) ders mekânında aktif olarak bulunur.
Ders süresince öğrencilerine örnek olacak şekilde tavır ve davranışlarına dikkat eder.
Yılda üç sosyal etkinlik gerçekleştirir (tarihî mekân ziyareti, kütüphane ziyareti, tiyatro, sinema, piknik vs.).
Dersleri derneğin belirlediği müfredat dâhilinde yürütür.
Evde karakter eğitimi Koordinatörlüğünün kendisi için uygun bulduğu eğitim programlarına katılır.
Evde karakter eğitimi Koordinatörlüğünce ders işleyişi ve çalışmaya dair kendisine yapılan rehberlik ve yönlendirmelere uygun hareket eder.
Her ay periyodik olarak yapılan öğretici toplantılarına katılır.
Aylık ve yıllık çalışma raporları hazırlar.
Yılda en az üç veli toplantısı düzenler.
Grubuyla ilgili herhangi bir sorunla karşılaştığı zaman koordinatörle iş birliği yaparak sorunu çözer.
G. ÖĞRENCİ
Evde karakter eğitimi çalışmasında eğitim alan çocuklardır.
Nitelikleri:
İlk kayıt esnasında 6-11 yaş arasında olmak,H. GRUPBirbirlerine yakın yaşlarda (en fazla üç yaş farkıyla), birlikte ders yapan 7-10 öğrencinin oluşturduğu topluluktur.
Nitelikleri:
Güvenilir bir referans aracılığıyla oluşturulmak,
Birbirlerine yakın yaşlarda (en fazla üç yaş farkıyla), en az yedi en fazla on öğrenci ile kayıt döneminde müracaat etmiş olmak,
Çalışma devam ettiği sürece öğrenci sayısı beşin altına düşmemek. İ. VELİÇocuğunun evde karakter eğitimi çalışmasında bulunmasını talep eden ve işleyişte üzerine düşen görevleri yerine getirmeyi kabul eden öğrenci ebeveynidir.
Görevleri:
Evde karakter eğitimi çalışmasına dernek tarafından belirlenen program dâhilinde dernekle iş birliği içinde altı yıl boyunca devam etmek,
Çalışmanın sağlıklı yürütülebilmesi için gruptaki velileri temsil edecek bir grup başkanı seçmek ve işleyişte ona yardımcı olmak,
Hazırlanan programa uygun olarak belirlenen gün ve saatte öğrencisini göndermek ve sıra kendisine geldiğinde derslere ev sahipliği yapmak,
Eğer ücret ödeyemeyeceğini beyan etmemişse, çalışma için belirlenen veya kendisinin belirttiği miktardaki ücreti, grup başkanına zamanında teslim etmek,
Kişisel programlarını öğrencisinin derslerini aksatmayacak şekilde hazırlamak,
Çalışmanın sağlıklı yürütülebilmesi için grup başkanı ve eğitimciyle irtibat hâlinde olmak, Dış mekân etkinliklerinin planlanmasında eğitimciye yardımcı olmak,
Çalışma öncesinde gruba katılacak olan öğrencisine çalışmayı anlatmak ve öğrenciyi motive etmek,
Gruptaki diğer velilerin zaruri bir nedenden dolayı çalışmadaki görevlerini gerçekleştirememeleri hâlinde onlara yardımcı olmak ve gerektiğinde ders için uygun ortam hazırlamak,
Eğitimciye öğrencisini tanıma konusunda yardımcı olmak,
Eğitimcinin öğrenciye vereceği ödevlerin takibini yapmak,
Eğitimci tarafından düzenlenen veli toplantılarına katılmak,
Öğrenciye, misafir ve ev sahibi olmanın getirdiği sorumluluğu öğretmek ve bu sorumluluğu yerine getirmesi için onu teşvik etmek,
Öğrencisinin derslere düzenli olarak katılımını sağlamak ve geçerli bir nedenden dolayı katılamama durumunda öğretmeni haberdar etmek,
Ders sırası kendi evine geldiğinde, çalışma devam ettiği süre içerisinde evinde bulunmak, evin bir odasını çalışmaya ayırmak, ders yapılan mekânda öğretmen ve grup öğrencileri dışında kimsenin bulunmamasını sağlamak, dersin işlendiği ortamda ilgiyi dağıtıp, çalışmayı etkileyecek (telefon, oyuncak, misafir vs.) unsurların bulunmamasını sağlamak, yemek saati için gerekli hazırlığı yapmak, abdest ve namaz gibi uygulamalı kısımlar için uygun ortam hazırlamak, Çalışmanın yapıldığı mekâna girerek öğrenciye ve çalışmaya müdahale etmemek,
Evde karakter eğitimi ziyaret sorumlusu tarafından yapılan ziyaretlerde ders kendi evlerinde yapılıyorsa ziyaret sorumlularını kabul etmek ve ziyaret esnasında ders yapılan mekâna girmemek,
Çalışma ile ilgili yaşanan sorunları, evde karakter eğitimi koordinatörüne ileterek çözümü için gayret etmek.
J. GRUP BAŞKANIGruptaki öğrencilerin velileri arasından seçilen ve grup içi iletişimi ve grubun dernekle iletişimini sağlamakla görevli olan velidir.
Görevleri:
Çalışmanın verimli yürütülebilmesi için dernekle irtibat hâlinde olmak,
Çalışmanın uygulamasında meydana gelebilecek (veli, öğrenci, grup ve öğreticiden kaynaklanan) aksaklıkları evde karakter eğitimi koordinatörüne bildirmek,
Yeni atanan öğreticiyi diğer velilerle tanıştırmak,
Grubunda yaşanan problemlerin çözümü için evde karakter eğitimi koordinatörü ile iş birliği içinde çalışmak,
Grup başkanları toplantılarına katılmak ve bu toplantılarda grubunu temsil etmek,
Veliler arasında irtibat kurmak, sevgi ve hoş görüyü sağlamaya çalışmak,
Evde karakter eğitimi organizasyonu tarafından kendisine aktarılan duyuru ve bilgileri grubundaki velilere ulaştırmak,
Her hafta derslerin kimde olacağının planlamasını yapmak ve bu konuda diğer velileri ve öğreticiyi bilgilendirmek,
Grup içi veli toplantılarının organizasyonunda eğitimciye yardımcı olmak,
Sosyal etkinliklerin organizasyonunda eğitimciye yardımcı olmak,
Evde karakter eğitimi ziyaret sorumlusuna ziyaret edilecek mekânla ilgili bilgileri ulaştırmak, Grubunda çalışma takviminin sağlıklı uygulanıp uygulanmadığını takip etmek ve gerektiğinde bu konuda evde karakter eğitimi koordinatörüne ve eğitimciye bilgi vermek,
Çalışmanın sene başında belirlenen saat ve günde yapılmasını sağlamak,
Çalışma saati ve gününün değişimi söz konusu olduğunda, velilerin ve öğretmenin bulunduğu bir toplantıda, buna çoğunluğun onayıyla karar verilmesini sağlamak,
Velilerin ekonomik durumlarını göz önünde bulundurarak ödeme planını hazırlayıp evde karakter eğitimi koordinatörlüğüne bildirmek,
Sene başında belirlenen ödeme planına göre, velilerden ücretleri toplayarak evde karakter eğitimi koordinatörlüğüne ulaştırmak.
III. PROGRAM VE İŞLEYİŞA. ÖĞRETİCİLERİN ALIMI VE TAKİBİ
1. Öğretici Alım Sistemi
Ev okullarında öğretici olmak isteyen kişilerin başvuruları Öğretici Bilgi Formu (bk. Ek-1) doldurtularak alınır.
Öğretici adayları koordinatörlükçe belirlenen bir tarihte alan bilgilerinin ölçüldüğü bir sınava tâbi tutulurlar (Sınav ilkeleri ve soru örnekleri için bk. Ek-2).
Yazılı sınavda başarılı olan adaylar koordinatörce atanan en az iki kişilik bir jüri tarafından Kur’an-ı Kerim yüzünden okuma sınavına tâbi tutulurlar.
Her iki sınavda da başarılı olan adaylar evde karakter eğitimi koordinatörü başkanlığında seçmeye ehil en az üç kişiden oluşan bir heyetle mülakata alınırlar. İletişim ve öğretmenlik becerilerinin ölçüldüğü bu mülakata EGP Koordinatörü de davet edilir.
Mülakat sonunda yeterli görülen adayların gruplara atamaları yapılır.
2. Eğitimcilerin Eğitimi
a. Oryantasyon Eğitimi: Evde karakter eğitimi çalışmasına yeni katılan öğreticiler çalışmaya başlamadan önce kurumu ve kurum çalışanlarını tanıtan, evde karakter eğitimi çalışmasının genel işleyişi hakkında bilgi veren kısa bir oryantasyon eğitiminden geçirilirler.
b. Eğitimci Geliştirme Programı (EGP): Öğreticiler, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren iki yıl içerisinde öğreticilerin formasyon yönünden desteklenmesini hedefleyen bir program olan EGP’ye katılırlar. İki yıl içinde EGP’ye katılmayan öğreticilerle daha sonraki yıllarda çalışmaya devam edilip edilmeyeceğine evde karakter eğitimi koordinatörü tarafından yapılan değerlendirme ve gözlemlere göre karar verilir. Evde karakter eğitimi koordinatörü gerektiğinde bazı öğreticiler için EGP’ye katılımı erteleme kararı alabilir (EGP ile ilgili ayrıntılı bilgiler için bk. EGP Yönergesi).
c. Hizmet İçi Eğitimler: Eğitimcilerin eğitiminin genel olarak EGP yolu ile sağlanması esas olmakla birlikte evde karakter eğitimi koordinatörü çalışma devam ederken karşılaşılan problemler veya eğitimcilerde görülen eksiklikler üzerine ihtiyaç duyarsa -sadece zarurî durumlarda- çeşitli eğitim programları düzenleyebilir.
d. Motivasyon Amaçlı Etkinlikler: Öğreticilerin birbirleriyle kaynaşmalarını, yaptıkları işi sahiplenmelerini sağlamak, çalışma içerisinde yaşadıkları zorlukları hafifletmek ve moral desteği vermek amacıyla yıl boyunca birkaç kez kamp, gezi, seminer, konferans, iftar vb. etkinlikler düzenlenir.
yedi-on kişilik gruplar hâlinde evlerde yürütülen bir dinî eğitim programıdır.
EVDE KARAKTER EĞİTİMİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ
I. TANIM MİSYON VE AMAÇLAR
A. TANIMEvde karakter eğitimi çalışması, 6-11 yaş arası çocuklara yönelik, yedi-on kişilik gruplar hâlinde evlerde yürütülen ve altı yıl devam eden aşamalı bir dinî eğitim programıdır. B.MİSYONUMUZKur’ani çizgide Allah rızasını önceleyen, örnekliğini Peygamberden alan, kendine güvenen, özverili, sorumluluğunun bilincinde nesiller yetiştirmek. C. HEDEF VE AMAÇLAR• Çocuğun din eğitimi ihtiyacının karşılaması konusunda veliye yardımcı olmak,
• Çocuklara Allah ve Peygamber sevgisi kazandırmak,
• Çocuklara Kur’an-ı Kerim okumayı öğretmek,
• Çocukların namaz dua ve surelerini ezberlemelerini sağlamak,
• Evleri, dinî eğitimin yapıldığı mekânlar hâline getirmek,
• Dinî değerlerimizi, çocuklara sağlıklı bir atmosferde yaşatarak hissettirebilmek,
• İslami kimlik ve kişiliklerini oluşturmak,
• Çocuklara ailelerin de desteklediği bir arkadaş çevresi oluşturarak onlarla birlikte eğitim imkânı sağlamak,
• İslam’ı çevre baskısıyla değil; kendi iradesiyle eyleme dönüştürmesini sağlamak,
• Hızlı yaşayıp, sonradan durağanlaşmamak için bilgi ve bilinci beraber vermek,
• Çalışmaların daha verimli olabilmesi için aileleri de sürece dahil etmek,
• Çocukların sosyal gelişimlerine katkıda bulunmak,
• Çocuklara ibadet alışkanlığı kazandırmak,
• Vahyin kontrolünde, kendi değerlerine sahip, mutlu, geleceğe umut ve güvenle bakabilen şahsiyetler yetiştirmek,
• Hz. Peygamber’in örnekliğinde çocuklara imanî ve ahlakî değerleri kazandırmak,
• Çocuklara, ahlak, ilmihal, siyer alanlarında asgarî temel dinî bilgileri öğretmek,
• Eğitimciler vasıtasıyla çocuklara güzel örneklikler sunmak.
• Hedefe ulaşabilmek, sürekliliği koruyabilmek, mücadele ruhunu çocuklara aktarabilmek için gerekli donanıma sahip eğitimciler yetiştirebilmek,• İHL’li ve eğitim fırsatları ellerinden alınmış gençlerimize eğitimci vasfı verilerek onlara değer üretebilecekleri bir alan oluşturmak,
II. GÖREV VE SORUMLULUKLAR
A. YÖNETİM KURULU
Bütün çalışmalardan sorumlu mercidir. Yönetim kurulu denetleme yetkilerini kendi kullanabileceği gibi görevlendirme de yapabilir. Başkan, yönetim kurulu adına bütün çalışmalardan sorumlu olan kişidir.
B. EVDE KARAKTER EĞİTİMİ KOORDİNATÖRÜÇalışmanın planlanması, yürütülmesi, denetlenmesi, geliştirilmesi ve sistemleştirilmesinden sorumlu yöneticidir.
Nitelikleri:
İletişim becerilerine sahip olması,
Çalışmayı sürekli geliştirme amaçlı projeler üretebilmesi,
Din eğitimi sahasında tecrübeli olması,
Yeni ve farklı durumlar karşısında inisiyatif kullanabilmesi,
Teknoloji okuryazarı olması,
Otuz yaşını aşmış olması ya da kendisine bağlı çalışanların sağlıklı bir şekilde koordinasyonunu sağlayabilecek olgunluğa sahip olması.
Görevleri:
Öğretici mülakatlarında komisyon başkanlığı yapar.
Öğreticilerin gruplara atamalarını yapar.
Çalışmaları yerlerinde denetlemek üzere öğretici rehberlerini yönlendirir.
Gerektiğinde çalışmayı yerinde görmek ve öğreticilere rehberlik etmek amacıyla yapılan ev ziyaretlerine katılır.
Ayda bir kez öğreticilerle genel toplantı düzenler.
Sene içinde veli toplantıları düzenler ve bu toplantılarda başkanlık yapar.
Veliler ve öğreticilerden gelen problemlere çözüm üretir.
Çalışma sırasında yapılacak her türlü etkinliği organize eder.
Koordinatörlüğe bağlı çalışan diğer görevliler ile periyodik toplantılar düzenleyerek çalışmanın seyrini belirler.
Çalışmayla ilgili her türlü gelir ve giderin tespit ve tasnifini yapar. Malî İşler Koordinatörüne aylık raporlar sunar.
Öğreticilerin oryantasyonunu ve hizmet içi eğitimlerini takip eder.
Öğreticilere kitap, CD vs. malzeme desteği sağlar.
Öğretici raporlarını inceler ve gerektiğinde geri bildirimlerde bulunur. Öğretici raporlarına dayanarak aylık çalışma raporları hazırlar.
Her dönem sonunda yönetim kuruluna çalışma hakkında rapor verir.
Çalışmanın arşivini yapılandırır ve her zaman denetime açık bir şekilde hazır tutar. Çalışmanın tanıtımı ve malî kaynaklarının bulunması için malî işler, dış ilişkiler ve tanıtım koordinatörü ile iş birliği yapar.
C. EVDE KARAKTER EĞİTİMİ KOORDİNATÖR YARDIMCISI
Evde karakter eğitimi koordinatörünün asiste edilmesinden sorumlu olan kişidir. Evde karakter eğitimi koordinatörüne karşı sorumludur.
Nitelikleri:
Teknoloji okuryazarı olması,
İletişim becerilerine sahip olması.
Görevleri:
Kayıt döneminde grup kayıtlarını yapar.
Evde karakter eğitimi çalışması ile ilgili her türlü evrakın tasnif ve takibini yapar.
Evde karakter eğitimi koordinatörünün çalışmayla ilgili verdiği her türlü görevi yerine getirir.
D. ÖĞRETİCİ REHBERİ
Evde karakter eğitimi denetim ziyaretlerini planlayıp yardımcıları ile gerçekleştiren kişidir. Evde karakter eğitimi koordinatörüne karşı sorumludur.
Nitelikleri:
Evde karakter eğitimi veya benzeri çalışmalarda tecrübeli olması,
Dinî ilimler alanında, çalışmanın sağlıklı yürüyüp yürümediğini ölçebilecek kadar birikime sahip olması,
İyi bir gözlemci olması,
Farklı ortamlara intibak sağlayabilmesi ve bu ortamın getirdiği veli-öğretmen-öğrenci iletişim çeşitliliğini yönetebilmesi,
Şehir içi seyahate engel bir durumunun olmaması.
Görevleri:
Haftalık ziyaret planlamasını yapar. Koordinatöre onaylatarak uygular.
Yardımcıları ile birlikte ev ziyaretlerini gerçekleştirir.
Dersi yerinde izlenen öğreticilere, değerlendirme ve rehberlik amaçlı geri bildirimde bulunur. Ev ziyaretleri sonrasında, değerlendirme formlarını (Ziyaret Değerlendirme Formu için bk. Ek-8) doldurur. Grup ve öğretmenlerle ilgili izlenimlerini raporlaştırarak evde karakter eğitimi koordinatörüne iletir.
E. ÖĞRETİCİ REHBERİ YARDIMCISI
Öğretici rehberi ile birlikte denetim ziyaretlerinde bulunan gönüllüdür. Öğretici rehberine karşı sorumludur.
Nitelikleri:
Dinî ilimler alanında, çalışmanın sağlıklı yürüyüp yürümediğini ölçebilecek kadar birikime sahip olması,
İyi bir gözlemci olması,
Farklı ortamlara intibak sağlayabilmesi ve bu ortamın getirdiği veli-öğretmen-öğrenci iletişim çeşitliliğini yönetebilmesi,
Şehir içi seyahate engel bir durumunun olmaması,
B tipi ehliyetinin ve araba kullanma tecrübesinin olması.
Görevleri:
Öğretici rehberi ile birlikte ev ziyaretlerine katılır ve ulaşımı sağlar.
Ev ziyaretleri sonrasında, öğretici rehberine kanaatlerini bildirir ve değerlendirme formlarını doldurur.
F. ÖĞRETİCİ
Kurum tarafından kendisine verilen müfredatı otuz hafta boyunca atandığı grupta uygulayan, grubundaki öğrenci ve velilere karşı derneği temsil eden, grubundaki öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda çalışmayı yürüten kişidir. Evde karakter eğitimi koordinatörüne karşı sorumludur.
Nitelikleri:
İmam hatip lisesi veya ilahiyat fakültesi mezunu olmak ya da bu okullar dengi bir eğitim almış olmak,
Fiziksel ve ruhsal olarak öğretmenliğe engel bir özellik taşımamak.
Görevleri:
Haftada bir gün, üç-dört saat süre ile (40 dakikalık üç ders, birlikte namaz ve ikram süresince) ders mekânında aktif olarak bulunur.
Ders süresince öğrencilerine örnek olacak şekilde tavır ve davranışlarına dikkat eder.
Yılda üç sosyal etkinlik gerçekleştirir (tarihî mekân ziyareti, kütüphane ziyareti, tiyatro, sinema, piknik vs.).
Dersleri derneğin belirlediği müfredat dâhilinde yürütür.
Evde karakter eğitimi Koordinatörlüğünün kendisi için uygun bulduğu eğitim programlarına katılır.
Evde karakter eğitimi Koordinatörlüğünce ders işleyişi ve çalışmaya dair kendisine yapılan rehberlik ve yönlendirmelere uygun hareket eder.
Her ay periyodik olarak yapılan öğretici toplantılarına katılır.
Aylık ve yıllık çalışma raporları hazırlar.
Yılda en az üç veli toplantısı düzenler.
Grubuyla ilgili herhangi bir sorunla karşılaştığı zaman koordinatörle iş birliği yaparak sorunu çözer.
G. ÖĞRENCİ
Evde karakter eğitimi çalışmasında eğitim alan çocuklardır.
Nitelikleri:
İlk kayıt esnasında 6-11 yaş arasında olmak,H. GRUPBirbirlerine yakın yaşlarda (en fazla üç yaş farkıyla), birlikte ders yapan 7-10 öğrencinin oluşturduğu topluluktur.
Nitelikleri:
Güvenilir bir referans aracılığıyla oluşturulmak,
Birbirlerine yakın yaşlarda (en fazla üç yaş farkıyla), en az yedi en fazla on öğrenci ile kayıt döneminde müracaat etmiş olmak,
Çalışma devam ettiği sürece öğrenci sayısı beşin altına düşmemek. İ. VELİÇocuğunun evde karakter eğitimi çalışmasında bulunmasını talep eden ve işleyişte üzerine düşen görevleri yerine getirmeyi kabul eden öğrenci ebeveynidir.
Görevleri:
Evde karakter eğitimi çalışmasına dernek tarafından belirlenen program dâhilinde dernekle iş birliği içinde altı yıl boyunca devam etmek,
Çalışmanın sağlıklı yürütülebilmesi için gruptaki velileri temsil edecek bir grup başkanı seçmek ve işleyişte ona yardımcı olmak,
Hazırlanan programa uygun olarak belirlenen gün ve saatte öğrencisini göndermek ve sıra kendisine geldiğinde derslere ev sahipliği yapmak,
Eğer ücret ödeyemeyeceğini beyan etmemişse, çalışma için belirlenen veya kendisinin belirttiği miktardaki ücreti, grup başkanına zamanında teslim etmek,
Kişisel programlarını öğrencisinin derslerini aksatmayacak şekilde hazırlamak,
Çalışmanın sağlıklı yürütülebilmesi için grup başkanı ve eğitimciyle irtibat hâlinde olmak, Dış mekân etkinliklerinin planlanmasında eğitimciye yardımcı olmak,
Çalışma öncesinde gruba katılacak olan öğrencisine çalışmayı anlatmak ve öğrenciyi motive etmek,
Gruptaki diğer velilerin zaruri bir nedenden dolayı çalışmadaki görevlerini gerçekleştirememeleri hâlinde onlara yardımcı olmak ve gerektiğinde ders için uygun ortam hazırlamak,
Eğitimciye öğrencisini tanıma konusunda yardımcı olmak,
Eğitimcinin öğrenciye vereceği ödevlerin takibini yapmak,
Eğitimci tarafından düzenlenen veli toplantılarına katılmak,
Öğrenciye, misafir ve ev sahibi olmanın getirdiği sorumluluğu öğretmek ve bu sorumluluğu yerine getirmesi için onu teşvik etmek,
Öğrencisinin derslere düzenli olarak katılımını sağlamak ve geçerli bir nedenden dolayı katılamama durumunda öğretmeni haberdar etmek,
Ders sırası kendi evine geldiğinde, çalışma devam ettiği süre içerisinde evinde bulunmak, evin bir odasını çalışmaya ayırmak, ders yapılan mekânda öğretmen ve grup öğrencileri dışında kimsenin bulunmamasını sağlamak, dersin işlendiği ortamda ilgiyi dağıtıp, çalışmayı etkileyecek (telefon, oyuncak, misafir vs.) unsurların bulunmamasını sağlamak, yemek saati için gerekli hazırlığı yapmak, abdest ve namaz gibi uygulamalı kısımlar için uygun ortam hazırlamak, Çalışmanın yapıldığı mekâna girerek öğrenciye ve çalışmaya müdahale etmemek,
Evde karakter eğitimi ziyaret sorumlusu tarafından yapılan ziyaretlerde ders kendi evlerinde yapılıyorsa ziyaret sorumlularını kabul etmek ve ziyaret esnasında ders yapılan mekâna girmemek,
Çalışma ile ilgili yaşanan sorunları, evde karakter eğitimi koordinatörüne ileterek çözümü için gayret etmek.
J. GRUP BAŞKANIGruptaki öğrencilerin velileri arasından seçilen ve grup içi iletişimi ve grubun dernekle iletişimini sağlamakla görevli olan velidir.
Görevleri:
Çalışmanın verimli yürütülebilmesi için dernekle irtibat hâlinde olmak,
Çalışmanın uygulamasında meydana gelebilecek (veli, öğrenci, grup ve öğreticiden kaynaklanan) aksaklıkları evde karakter eğitimi koordinatörüne bildirmek,
Yeni atanan öğreticiyi diğer velilerle tanıştırmak,
Grubunda yaşanan problemlerin çözümü için evde karakter eğitimi koordinatörü ile iş birliği içinde çalışmak,
Grup başkanları toplantılarına katılmak ve bu toplantılarda grubunu temsil etmek,
Veliler arasında irtibat kurmak, sevgi ve hoş görüyü sağlamaya çalışmak,
Evde karakter eğitimi organizasyonu tarafından kendisine aktarılan duyuru ve bilgileri grubundaki velilere ulaştırmak,
Her hafta derslerin kimde olacağının planlamasını yapmak ve bu konuda diğer velileri ve öğreticiyi bilgilendirmek,
Grup içi veli toplantılarının organizasyonunda eğitimciye yardımcı olmak,
Sosyal etkinliklerin organizasyonunda eğitimciye yardımcı olmak,
Evde karakter eğitimi ziyaret sorumlusuna ziyaret edilecek mekânla ilgili bilgileri ulaştırmak, Grubunda çalışma takviminin sağlıklı uygulanıp uygulanmadığını takip etmek ve gerektiğinde bu konuda evde karakter eğitimi koordinatörüne ve eğitimciye bilgi vermek,
Çalışmanın sene başında belirlenen saat ve günde yapılmasını sağlamak,
Çalışma saati ve gününün değişimi söz konusu olduğunda, velilerin ve öğretmenin bulunduğu bir toplantıda, buna çoğunluğun onayıyla karar verilmesini sağlamak,
Velilerin ekonomik durumlarını göz önünde bulundurarak ödeme planını hazırlayıp evde karakter eğitimi koordinatörlüğüne bildirmek,
Sene başında belirlenen ödeme planına göre, velilerden ücretleri toplayarak evde karakter eğitimi koordinatörlüğüne ulaştırmak.
III. PROGRAM VE İŞLEYİŞA. ÖĞRETİCİLERİN ALIMI VE TAKİBİ
1. Öğretici Alım Sistemi
Ev okullarında öğretici olmak isteyen kişilerin başvuruları Öğretici Bilgi Formu (bk. Ek-1) doldurtularak alınır.
Öğretici adayları koordinatörlükçe belirlenen bir tarihte alan bilgilerinin ölçüldüğü bir sınava tâbi tutulurlar (Sınav ilkeleri ve soru örnekleri için bk. Ek-2).
Yazılı sınavda başarılı olan adaylar koordinatörce atanan en az iki kişilik bir jüri tarafından Kur’an-ı Kerim yüzünden okuma sınavına tâbi tutulurlar.
Her iki sınavda da başarılı olan adaylar evde karakter eğitimi koordinatörü başkanlığında seçmeye ehil en az üç kişiden oluşan bir heyetle mülakata alınırlar. İletişim ve öğretmenlik becerilerinin ölçüldüğü bu mülakata EGP Koordinatörü de davet edilir.
Mülakat sonunda yeterli görülen adayların gruplara atamaları yapılır.
2. Eğitimcilerin Eğitimi
a. Oryantasyon Eğitimi: Evde karakter eğitimi çalışmasına yeni katılan öğreticiler çalışmaya başlamadan önce kurumu ve kurum çalışanlarını tanıtan, evde karakter eğitimi çalışmasının genel işleyişi hakkında bilgi veren kısa bir oryantasyon eğitiminden geçirilirler.
b. Eğitimci Geliştirme Programı (EGP): Öğreticiler, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren iki yıl içerisinde öğreticilerin formasyon yönünden desteklenmesini hedefleyen bir program olan EGP’ye katılırlar. İki yıl içinde EGP’ye katılmayan öğreticilerle daha sonraki yıllarda çalışmaya devam edilip edilmeyeceğine evde karakter eğitimi koordinatörü tarafından yapılan değerlendirme ve gözlemlere göre karar verilir. Evde karakter eğitimi koordinatörü gerektiğinde bazı öğreticiler için EGP’ye katılımı erteleme kararı alabilir (EGP ile ilgili ayrıntılı bilgiler için bk. EGP Yönergesi).
c. Hizmet İçi Eğitimler: Eğitimcilerin eğitiminin genel olarak EGP yolu ile sağlanması esas olmakla birlikte evde karakter eğitimi koordinatörü çalışma devam ederken karşılaşılan problemler veya eğitimcilerde görülen eksiklikler üzerine ihtiyaç duyarsa -sadece zarurî durumlarda- çeşitli eğitim programları düzenleyebilir.
d. Motivasyon Amaçlı Etkinlikler: Öğreticilerin birbirleriyle kaynaşmalarını, yaptıkları işi sahiplenmelerini sağlamak, çalışma içerisinde yaşadıkları zorlukları hafifletmek ve moral desteği vermek amacıyla yıl boyunca birkaç kez kamp, gezi, seminer, konferans, iftar vb. etkinlikler düzenlenir.
23 Şubat 2009 Pazartesi
104.8.....RADYO BARIŞDAYIZ :)
radyonun mescidini ziyaret etmeden olmazdı...mesciddeyiz :)
ben Halil Selman :) 104.8 deyiz :)
ben Hüseyin :)
ben Meryem :)
ben Sıla :)
ben gülbeyaz :)
ben Zeynep :)22 Şubat 2009 Pazar
minik yürekler için sofra duaları :)

Yemeğimi yemeden El açtım Allahım sana Akıl fikir doğruluk İyi huylar ver bana Yemezsem büyüyemem Okuluma gidemem Çabuk çabuk yiyelim Yemeğimizi bitirelim Bizi yaratan Allah'a Herzaman dua edelim
*************************
Elhamdülillah Yediklerimiz şifa olsun Soframız bereketle dolsun Vücudumuz sağlıklı olsun Allah ım verdiğin nimetler için sana şükürler olsun Hepimize Afiyet olsun...
**************
Sofralara nur dolsun, haneler huzur olsun,kazalar ve belalar geri dursun Artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin.Allah bereket versin.Çalışanlara,pisirenlere ve yiyenlere,Sana şükür diyenlere,hastalık ve yoksulluk gösterme Allah'ım
AMİN :)
20 Şubat 2009 Cuma
Ya su kirlenince....
...
..
.
İnsan kirlenince su ile yıkanır…
Ya su kirlenince ne ile yıkanır?
Sâdi
.
..
...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

























